Kapitalizmin Yükselişi ve Hukuk

Kapitalizmin Yükselişi ve Hukuk

Başkaldırı Hukuk Bilimi”

Hukuk alanına, geçiş toplumlarında hukukun işlevine bakarken kafamızı kurcalayan bir çok soruya cevap bulabileceğimiz bu değerli kitap, Prof.Dr.Onur Karahanoğulları tarafından Türkçeye kazandırıldı. Hukuk sefaleti içinde boğulmamak için çırpındığımız günümüzde özellikle hukukçulara, siyasetçilere yol gösterebilecek bir eser.

Bu kitapta Michael Tigar ve Madeleine Levy günümüz hukuk sisteminin kökenlerini ve gelişimini, çökmekte olan feodal yapı ile yükselen burjuva toplumun savaşımı bağlamında ortaya koymaya çalışıyor. Öykü, 11. Yüzyıl kentlerinde ticari yaşamın başlamasıyla açılıyor ve 18. Yüzyılda burjuva hukuk biliminin zaferiyle kapanıyor. Çalışma, hukukun ve hukuksal kurumların egemen sınıfın çıkarlarını nasıl yansıttığı ve yeni bir sınıf eskisinin yerini aldıkça hukukun nasıl değiştiği üzerine odaklanıyor. Bir tarih çalışması olarak ilgi çekici bir anlatım. Hukukçuların ve hukuk öğrencilerinin bilgilerini zenginleştirecek bu çalışmayla tanışmaları yararlı olacak.

Ayrıca kitap daha geniş bir etki alanına sahip. Birleşik Devletler’de toplumsal değişimle ilgilenen bizim gibiler ve hukukçuların büyük bölümü, kimi temel konuları gözardı etmişlerdir. Diğer birçok sanayileşmiş Batı toplumu gibi bizim ulusumuz da açıkça bir geçiş döneminde. Sorunlar günden güne artıyor ve geleneksel kapitalist kurumların içinde bunların çözümü olanaksız gibi görünüyor. Marksçı sosyalist bir düzen olsun veya olmasın, Tigar ve Levy’nin de inandığı gibi, yeni düzen kesinlikle daha ortaklaşmacı olacak, yeni bir bilince dayanacak ve umarız bir bireysel özgürlükler sistemi içerecektir. Kaderimizin belirlendiği toplumsal değişim süreci günümüzün temel sorunlarını doğurmaktadır.

0000000708413-1

Geçiş döneminde hukuk kuralları ve kurumlarının rolü ve bunların yeni düzendeki yeri ne olacak? Hukuk sistemine sahip olmanın Batı toplumunun temel bir özelliği olduğundan kuşku yok. Tigar ve Levy’nin gösterdiği gibi, hukuksal ideoloji yalnızca egemen topluluğa özgü değildir. Devlet iktidarını hedefleyen topluluklar da saldırılarını hukuksal ilke ve kurallar sistemi olarak ortaya koymuşlardır. Bu durum değişecek gibi değil. Yeni düzen, geçmişle bütüncül bir kopuş olamaz. Var olan düzenlemelerden yola çıkarak gelişmelidir ve sonuçta pek çok eski düşünce, tavır ve kurum gelecek yeni düzenle kaynaşacaktır. Bu nedenle yeni toplumun, toplumsal denetimin yaşamsal aracı olarak hukuka dayanması nedeniyle, örneğin Çinli tarzda olmaktan çok, açıkça Batılı olacağını bekleyebiliriz.

Toplumsal değişimi gerçekleştirebilmek için var olan sistem içinde hukuk nasıl kullanılabilir? Tigar ve Levy hukuk sistemimizin bunun için uygun olduğunu gösteriyor. Egemen hukuksal ideoloji içinde tanınmış olan mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve diğer kişisel haklar genel terimlerle ortaya konulmuştur, toplumun tüm birleşenlerince ileri sürülebilir niteliktedir. Sistemde belli bir esnekliğe yol açan boşluklar ve belirsizlikler bulunması kaçınılmazdır. Hukukun başlardaki olgusal temelleri değiştikçe, hukukun çivisi çıkar ve değişimle aşılması gereken çelişkiler oluşur. Hukuk kuralları, kendi öz devinimini yaratma eğiliminde olan, özel eğitim almış bir hukukçular sınıfınca yorumlanır. Yükselen bir topluluk, hukuk sisteminin bu özelliklerinden yararlanabilir ve Tigar ile Levy’nin başkaldırı hukukbilimi olarak adlandırdıkları şeyi yaratabilir. Peki, bu nasıl yapılabilir? Toplumsal değişim sürecini ne ilerletir ve var olan eskimiş kurumlara ne destek olur?

Böylesi bir sürece katılan avukatın konumu nedir? Bu konu elbette iki yanlıdır. Avukat bir yandan, avukat olarak var olan sistem içinde iş görmek zorundadır, tersi durumda tüm etkisini ve hatta avukatlık sıfatını yitirir. Öte yandan, kendisini ciddi bir toplumsal değişime adamıştır. Pek çok avukatın kafa patlattığı bu sorun, ciddi bir ikilem olarak varlığını sürdürmektedir.

Eski düzene kafa tutan bir topluluk kendi hukuk bilimini oluşturmaya nasıl başlar? Batılı toplumlarda hukukun merkezi yeri gözönüne alındığında yapılması gereken şey açıktır. Tigar ve Levy’nin saptadığı üzere, gelişen muhalif topluluğun ideolojisi, devlet iktidarı ele geçirildiğinde uygulanacak olan hukuk sistemini büyük oranda etkileyecektir. Bu durumda, toplumun üretici güçlerinin nasıl düzenleneceğine, ortaklaşmacı bir toplumda bireysel özgürlüklerin nasıl olacağına ve toplumsallık duygusunun nasıl geliştirileceğine ilişkin düşünceler sürmekte olan sistemin içine hangi yöntemlerle yerleştirilebilir?

Peki, yargının, mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğü ile bireysel özgürlükler arasında yapacağı seçim için mahkemelerde bastırmak ne denli yararlıdır? Yükselen burjuva sınıfının hukuksal ideolojisi, İlkinde burjuvazinin maddi üstünlüğünü ve ikincisinde de devlet iktidarının elde edilmesinde burjuvazinin çıkarlarını vurgulamıştı. Şimdi ise kapitalist düzen, bireysel hak ve özgürlükleri ve bunların korunup geliştirilmesinde çıkarı olan muhalif toplulukları sınırlamaya çalışıyor. Mahkemelerin günümüzdeki temel işlevinin bireysel hak ve özgürlükler sistemiyle ilgili olduğunun kabul edilmesi de mi bu nedenledir? Mahkemeler mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğü sistemini değiştirme gücüne sahip midir? Burjuva ideolojisinden yola çıkılarak üretilen madde eşitlik ve ulusal zenginlikten pay alma istemlerine yanıt verebilirler mi?

Geleneksel haklar olan ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, yasa önünde eşitlik ve yönetimin adil işlemesi konularında, mahkemelerden, devletin karışmalarına karşı yurttaşları korumasını istemek yeterli midir? Yoksa bireysel hak ve özgürlükler ideali gerçekten yaşama geçirilecekse, hukuk sistemi olumlu ayrımcılık uygulamalarına mı yönelmelidir?

Kapitalizmin Yükselişi ve Hukuk elbette bu soruların hepsine yanıt vermiyor. Bununla birlikte feodalizmden kapitalizme geçişte hukukun ve hukukçuların katkısını ortaya koyarken bu sorunlara büyük oranda ışık tutuyor. Öğrenci, hukuk uygulamacısı ya da sade yurttaş, toplumsal değişimle ciddi olarak ilgilenen herkes bu kitabı düşündürücü, yönlendirici ufuk açıcı bulacaktır.

New Haven, Connecticut

Etiketler: