Barolar 'Nakil Ücreti' Adı Altında ve Yasal Sınırı Aşar Şekilde 'Giriş Keseneği' Talep Edemez !


Barolar 'Nakil Ücreti' Adı Altında ve Yasal Sınırı Aşar Şekilde 'Giriş Keseneği' Talep Edemez !

Avukatlar barolara kaydolurken baro giriş keseneği ödedikleri gibi, kayıtlarını bir barodan başka bir baroya taşırken de kaydoldukları yeni barolara "giriş keseneği" veya "nakil ücreti", "nakil giriş keseneği" adı altında ödemeler yapmaktadırlar. Ödemeler bazen çok yüksek meblağlarda olabilmekte, bu durum da özellikle henüz mesleğinin başındaki avukatları maddi açıdan zorlayabilmektedir.

Oysa Türkiye Barolar Birliği’nin itirazen incelemiş olduğu muhtelif dosyalarda verdiği kararlarda ve çeşitli mahkeme kararlarında belirtildiği gibi baroların belirlenen miktarları aşmamak şartıyla avukatlardan giriş keseneği ve yıllık aidat dışında herhangi bir ödeme talep etme hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır. Yani barolar levhalarına kaydolan avukatlardan giriş keseneği dışında, "nakil ücreti" ya da "nakil giriş keseneği" adı altında ödeme talep etme haklarına sahip değillerdir.

Ayrıca baroların avukatlardan talep edebilecekleri giriş keseneği adı altındaki ödenekler de 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 81/2. Maddesi ile miktar yönünden sınırlanmıştır. Maddeye göre;

"Levhaya, avukatlık ortaklığı siciline yazılacakların giriş keseneğini avukatlar için en az ikibin en çok sekizbin, avukatlık ortaklıkları için en az yirmibin en çok seksenbin; yıllık keseneğini de, avukatlar için en az bin en çok dörtbin, avukatlık ortaklıkları için en az onbin en çok kırkbin gösterge rakamının her yıl bütçe kanununda Devlet memurları için belirlenen maaş katsayısının çarpımı ile elde edilecek miktar oranında tespit etmek ve bunların ödeneceği tarihleri belirlemek."

01/07/2018 ila 31/12/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere devlet memurları maaş katsayısı olan 0,11794 sayısının 8.000 gösterge rakamı ile çarpılması sonucu elde edilen sonuç olan 943,52 sayısı , giriş keseneği olarak alınabilecek en yüksek meblağı oluşturacaktır. Bu meblağı aşan giriş keseneği ödemeleri ve bu meblağ haricinde ödenen "nakil ücreti" gibi adlar altında alınan ücretler barolardan geri alınabilecektir.

Avukatların bu konuda yaptıkları fazla veya yersiz ödemeler üzerine dava açma süresi içerisinde idare mahkemelerinde dava açması ya da önce ilgili baroya idari başvuru yapıp bu başvurunun reddi üzerine dava açma süresi içerisinde dava açmaları gerekmektedir. Avukatların bu konuda dava öncesinde Türkiye Barolar Birliği’ne başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Avukat İsmet Ömer Güneş, yapmış olduğu baro değişikliği sonucu benden istenen "nakil giriş keseneği" adı altındaki ödeme talebini, bu ödeneği ödeyip idare mahkemesine taşıdı. İdare mahkemesi aşağıdaki karardan da anlaşılacağı gibi avukat Güneş'i haklı bularak yapmış olduğu ödemenin iadesine hükmederek işlemi iptal etti.

hukukihaber.net'e konuşan Avukat Güneş; "Emsal kararda herhangi bir baroyu veya meslektaşımızı eleştirme ve incitme gayesi gütmediğimi, amacımın meslektaşlarımı maddi anlamda zorlayan yüksek miktarlardaki giriş keseneği ödemelerinin ve 'nakil giriş keseneği' gibi adlarla yapılan haksız ödemelerin önüne geçmek ve farkındalık oluşturmak ile meslektaşlarımın haklarının iadelerini sağlamaları için katkıda bulunmak olduğunu belirtmek isterim." dedi.

...

İŞTE O KARAR;

...

DAVACI : İSMET ÖMER GÜNEŞ

VEKİLİ : AV. METE USTA

DAVALI : İZMİR BAROSU BAŞKANLIĞI

VEKİLİ : AV. ŞENOL KARAASLAN

1456 Sok. N.14 Alsancak Konak/İZMİR

DAVANIN ÖZETİ : İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışan davacı tarafından, kaydının İzmir Barosuna alınması için ödediği nakil giriş keseneği bedeli olan 5.000,00 TL'nin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14.11.2017 tarih ve 35/17 sayılı İzmir Barosu Başkanlığı kararının; ödemeyi dava hakkını saklı tutarak yaptığı, baro genel kurul ve yönetim kurullarının Kanunla kendilerine verilen görev ve yetki sınırları dışında avukatlardan giriş keseneği ve yıllık aidat talep etme hakkı bulunmadığı, Kanunda aidat ve giriş keseneğinin azami ve asgari sınırlarının belirlenmiş olduğu, bu sınırları aşan kararların yok hükmünde olduğu, giriş keseneği ve yıllık aidat tutarı dışında nakil giriş keseneği adı altında ücret alınmasının Kanunun emredici hükmüne aykırı olduğu, giriş keseneği olarak 1.000,00 TL ücret alınıyorken, nakille gelen avukatlardan 5.000,00 TL ücret alınmasının keyfi bir uygulama olduğu iddialarıyla iptali ile ödediği 5.000,00 TL'nin yasal faizi ile iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı tarafından nakil giriş keseneği ücreti yatırılırken itirazi kayıt yapılmadığı, Barolar Birliği'ne itiraz edilmeden dava açıldığı, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte icrai işlem olmadığı, kesenek yükümlülüğünün baronun sağladığı olanaklardan yararlanmanın karşılığında baronun giderlerinin finansmanına katılmak niteliğinde olduğu, baroya kaydolacak avukatların giriş ve yıllık kesenek ödemelerinin Kanun gereği zorunlu olduğu, keseneğin miktarını ve oranını belirleme yetkisinin baro genel kurullarında olduğu, 16.10.2016 tarihinde yapılan İzmir Barosu Olağan Genel Kurulu'nda nakil gelme halinde giriş keseneğinin belirlenmesi konusunda İzmir Barosu Yönetim Kurulu'na yetki verildiği, davacının 1136 sayılı Kanunun 43/son maddesinde öngörülen "bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yenilerinin adreslerini bir hafta içinde baroya bildirmek zorundadır" şeklindeki yükümlülüğe aykırı davrandığı, davacının talebinin Medeni Kanunun 2.maddesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü:

Nakil isteminin levhasına yazılmak için başvurulan baroca reddi halinde nakil isteğinde bulunan avukatın bu kararın kendisine tebliğinden itibaren on beş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebileceği yönündeki hüküm değerlendirildiğinde davacının nakil isteğinin davalı idarece kabul edildiği ve davacının İzmir Barosu Levhasına kaydedildiği, uyuşmazlığa konu işlemin nakil isteminin reddine ilişkin bir işlem olmadığı ve bu sebeple de Türkiye Barolar Birliği'ne itiraz yolunun tüketilmesi zorunluluğu doğmayacağından davalı idarenin, usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçildi.

Dava, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışan davacı tarafından, kaydının İzmir Barosuna alınması için ödediği nakil giriş keseneği bedeli olan 5.000,00 TL'nin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14.11.2017 tarih ve 35/17 sayılı İzmir Barosu Başkanlığı kararının iptali ve ödediği 5.000,00 TL'nin yasal faizi ile iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin ikinci fıkrasında; idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin, yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanununun 70.maddesinde, "Nakil isteminin, levhasına yazılmak için başvurulan baroca reddi halinde, nakil isteğinde bulunan avukat, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Baro yönetim kurulu, nakil isteminin baroya varışı tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse istem reddedilmiş sayılır. Bu halde bir aylık sürenin bitiminden itibaren onbeş gün içinde ilgili, Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine vereceği kararlar kesin olup bu kararlara karşı ilgili tarafından İdari Yargı Merciine başvurulabilir.(2)Türkiye Barolar Birliği itiraz dilekçesinin varışı tarihinden itibaren üç ay içinde bir karar vermezse itiraz reddedilmiş sayılır. Türkiye Barolar Birliği itirazın kabulü hakkındaki kararını, avukatın naklettiği ve ayrıldığı barolara derhal bildirir." hükmüne, 81/2.maddesinde, "Levhaya, avukatlık ortaklığı siciline yazılacakların giriş keseneğini avukatlar için en az ikibin en çok sekizbin, avukatlık ortaklıkları için en az yirmibin en çok seksenbin; yıllık keseneğini de, avukatlar için en az bin en çok dörtbin, avukatlık ortaklıkları için en az onbin en çok kırkbin gösterge rakamının her yıl bütçe kanununda Devlet memurları için belirlenen maaş katsayısının çarpımı ile elde edilecek miktar oranında tespit etmek ve bunların ödeneceği tarihleri belirlemek." hükümlerine yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışan davacı tarafından, kaydının İzmir Barosuna alınması için ödediği nakil giriş keseneği bedeli olan 5.000,00 TL'nin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun, 14.11.2017 tarih ve 35/17 sayılı işlemle reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali ve ödediği 5.000,00 TL'nin yasal faizi ile iadesine karar verilmesi istemi ile bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışan davacı tarafından, kaydının İzmir Barosuna alınması için yapılan başvurunun İzmir Barosu tarafından kabul edildiği, kayıt esnasında nakil giriş keseneği adı altında 5.000,00 TL tahsil edildiği, davacının nakil giriş keseneğinin yasal olmadığından bahisle tarafına iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddedildiği, İzmir Barosu tarafından davacıdan alınan ücretin niteliğine bakıldığında ücretin "nakil giriş keseneği" olduğu, Avukatlık Levhasına yazılacak avukatlardan alınacak ücretlerin ise Kanunda "yıllık kesenek" ile "giriş keseneği" adı altında düzenlendiği, nakil yoluyla gelenlerden nakil ücreti adı altında alınabilecek bir ücrete ise yer verilmediği görülmekle, Kanuni dayanağı olmayan nakil giriş keseneği alınmasından sonra davacının," kendisinden tahsil edilen nakil giriş keseneğinin" tarafına iadesi istemiyle İzmir Barosuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Ayrıca bakılan uyuşmazlıkta, davacı tarafından ödenen "nakil giriş keseneğinin" iadesi istemiyle yaptığı başvurunun reddi işleminin iptali yanında ödenmiş bulunan tutarın da iadesi istemine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Olayda, davacının ödemiş olduğu "nakil giriş keseneğinin" iadesi talebinin iptal davasının bir sonucu olduğu, iptal davası ile birlikte ileri sürülen nedenlerle iade talebinde bulunulduğu, tahsil edilen tutarın iadesine yönelik talebin bir tam yargı davasına konu tazminat olarak nitelendirilmeyeceği gözetilerek maktu karar ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Nitekim Danıştay 14.Dairenin 26.10.2017 tarih ve E:2017/1539, K:2017/5574 sayılı İçtihadı da bu yöndedir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının iade talebinin kabulü ile nakil giriş keseneği adı altında davacıdan tahsil edilen 5.000,00 TL'nin dava tarihi olan 30.11.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine, aşağıda dökümü yapılan yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından peşin yatırılan 85,40 TL Nispi Karar Harcından 31,40 TL maktu Karar Harcının mahsubu ile artan 54,00 TL harcın isteği halinde, artan posta avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/1. maddesine göre kesin olmak üzere, 27/03/2018 tarihinde karar verildi.

HAKİM : ....

YARGILAMA GİDERLERİ :

Başvurma Harcı : 31,40 TL

Karar Harcı : 31,40 TL

Vekalet Harcı : 4,60 TL

Posta Gideri : 67,00 TL

TOPLAM : 134,40 TL

hukukihaber.net

29.8.2018 11:22:00