Dava açarken zorunlu olarak bildirilmesi gerekli tebligata yarar adresin nüfus idaresince verilmesi gerektiği hakkında Danıştay kararı.

Konu: Dava açarken zorunlu olarak bildirilmesi gerekli tebligata yarar adresin nüfus idaresince verilmesi gerektiği hakkında Danıştay kararı.

Davacı avukatın dilekçesindeki davalı adres bilgilerine ilişkin eksikliklerin tamamlanması için kendisine mahkemece kesin süre verilmesi ve bu süre sonunda söz konusu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağı sonucuyla karşı karşıya kalması nedeniyle Nüfus Müdürlüğü’ne yaptığı davalının tebligata yarar adres bilgilerinin kendisine verilmesine ilişkin başvurunun reddi işlemine dair Danıştay 10. Dairesi 09.03.2015 tarih E.2014/6559, K. 2015/874 sayılı kararında “…söz konusu adres bilgilerine erişimin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup, avukat olan davacının davalıların adres bilgilerini öğrenmek için yaptığı başvurunun reddine ilişkin…” işlemde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetmiştir.

Alıntılanan yargı kararı ekte Başkanlığınıza gönderilmekte olup konudan meslektaşlarımızın haberdar edilmesi gerektiği hususunda bilgilerinizi rica ederim.

 

T.C.
DANIŞTAY
Onuncu Dairesi
Esas No : 2014/6559
Karar No : 2015/874
Tarih : 09.03.2015

ÖZETİ

  • DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ’NE DAVALILARIN ADRESİNİN ÖĞRENİLMESİ İÇİN YAPILAN BAŞVURUNUN REDDEDİLEMEYECEĞİ
  • NÜFÜS MÜDÜRLÜĞÜ’NE YAPILAN BAŞVURUNUN VEKİLLİK BELGESİNİN SUNULMAMASI SEBEBİYLE REDDİ
  • ADRES BİLGİLERİNE ERİŞİMİN HAK ARAMA HÜRRİYETİ VE ADİL YARGILANMA HAKKI KAPSAMINDA OLMASI
  • NÜFUS KAYIT ÖRNEĞİNİ ALMA YETKİSİ

İÇTİHAT METNİ

ÖZET :

Avukat olan davacının dilekçedeki davalı adres bilgilerine ilişkin eksiklerin tamamlanması için kendisine mahkemece kesin süre verilmesi ve bu süre sonunda söz konusu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağı sonucuyla muhatap olması ihtimali karşısında, söz konusu adres bilgilerine erişimin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, avukat olan davacının davalıların adres bilgilerini öğrenmek için yaptığı başvurunun davacının belgeler için vekillik belgesi sunulmamış olması sebebiyle reddine ilişkin işlem hukuka uygun değildir.

DAVA :

Tokat İdare Mahkemesinin 15.10.2014 tarih ve E:2013/606, K-.2014/608 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49’uncu maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR :

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görülmekle yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

Dava, avukatlık mesleğini icra eden davacının, davalıların adres bilgisini öğrenmek için yapılan başvurunun reddine ilişkin Zile Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü’nün 27.09.2013 tarih ve 3142 sayılı işleminin iptali ve bu işlemin dayanağı olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 44’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile 3. ve 4. fıkralarının Anayasaya aykırı olduğundan bahisle itiraz yoluyla dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istemiyle açılmıştır.

Tokat İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin dayanağı olan anılan kanun hükümlerinin anayasaya aykırı olmadığına dair Anayasa Mahkemesi’nin 11.09.2014 tarih ve E:2014/76 K:2014/142 sayılı kararına istinaden davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

Anayasanın, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer vermiştir.

Öte yandan, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin Adil Yargılanma Hakkı başlıklı 6’ncı maddesinde, “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” ifadesine yer verilmiş, mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının bir unsuru olduğu İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla da istikrar kazanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; avukatlık mesleği icra etmekte olan davacının, müvekkili olan kişiler adına Turhal Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali, tescil, tazminat ve ihtiyati tedbir istemli E.2013/607 sayılı dava dosyasında, davalı konumunda bulunan kişilerin dava dilekçesinde belirtilen adreslerine yapılan tebligatların iade edilmesi üzerine anılan Mahkeme tarafından davacıya çıkarılan muhtıra ile ; “davalıların tebligata yarar açık adreslerini bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 119/2. maddesi uyarınca bir haftalık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği” hususunun ihbar edildiği, davacı tarafından, anılan Mahkeme muhtırası da eklenmek suretiyle davalıların tebligata yarar açık adreslerinin tarafına bildirilmesi istemiyle Zile Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun 5490 sayılı Kanun’un 44’üncü maddesi (g) bendi ile aynı maddenin 3. ve 4. fıkralarında yer alan düzenlemeler gereğince, istemiş olduğu belgeler için vekillik belgesi sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, mahkemece anılan kanun hükümlerinin anayasaya aykırılığı ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi’ne gönderildiği, ancak Anayasa Mahkemesi’nin 11.09.2014 tarih ve E:2014/76, K:2014/142 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmesi üzerine, dava konusu işlemin dayanağı olan kanun hükmünün anayasaya uygun olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, davacının dilekçedeki davalı adres bilgilerine ilişkin eksiklerin tamamlanması için kendisine mahkemece kesin süre verilmesi ve bu süre sonunda söz konusu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağı sonucuyla muhatap olması ihtimali karşısında, söz konusu adres bilgilerine erişimin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakta olup, avukat olan davacının davalıların adres bilgilerini öğrenmek için yaptığı başvurunun reddine ilişkin Zile Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü’nün 27.09.2013 tarih ve 3142 sayılı işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmaktadır.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Tokat İdare Mahkemesinin 15.10.2014 tarih ve E:2013/606, K:2014/608 sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine, 09.03.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARAR PALMİYE İÇTİHAT PROGRAMINDAN ALINMIŞTIR



Etiketler: