AV. ÖZGÜR URFA YAZDI: İŞKENCE DARBEYİ AKLAR

5 Temmuz gecesi başlatılan darbe girişimi sonucunda 300 kişi hayatını kaybetti, 13.000 kişi gözaltına alındı 9.000’e yakını tutuklandı. 3.000 tanesi hakim/savcı olan 100.000 civarında kişi birkaç gün içerisinde görevinden açığa alındı. Bu gelişmelerin ardından ise 3 ay süreyle OHAL ilan edildi.

Gözaltılar sırasında şüphelilere yapılan fiziki darplar, çıplak şekilde elleri arkadan bağlanarak salonlarda yere dizilen insan görüntüleri devletin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı tarafından defalarca yayınlandı. Bu yapılanlar ve basına yansımayan çokça kötü muamele tartışmasız şekilde işkence suçunun delilleriydi. Ölülerin cenazelerinin camilerden kaldırılmaması, mezarlıklara gömülmesinin engellenmesi ise savaş hukukunda dahi yeri olmayan insanlık dışı uygulamalardı.

İşkence gerek ulusal gerekse uluslararası tüm mevzuatlarda suç olarak düzenlenmiştir. İşkence ve kötü muamele kapsamındaki eylemler hiçbir gerekçeyle, hiçbir zaman ve hiç kimseye karşı yapılamaz. Hukuki düzenlemeler bu şekilde olmakla birlikte gerek insani gerek siyasi olarak işkence ve kötü muamele benzeri tüm eylemlere amasız, fakatsız karşı çıkılmalı ve işkence suçunu işleyenlerin tamamı yargılanmalıdır.

Son günlerde yaşanan hukuksuzluklar yalnızca işkence ve kötü muameleyle sınırlı kalmıyor. OHAL kapsamında yayınlanan ilk KHK ile birlikte savcıların istemediği avukatları değiştirme yetkisi, şüpheli-avukat görüşmelerinin 5 güne kadar engellenmesi, görüşmelerin kayıt altına alınması, 30 güne kadar uzatılabilecek gözaltı süreleri ve somut delile dayanmayan tutuklama kararlarının tamamı hak ihlalleri yaratacak.

Darbe girişiminde bulunanlar, bu eylemlere yardım edenler, örgütün faaliyetlerini sürdürerek halka karşı suç işleyenler hukuka uygun ve mutlaka adil şekilde yargılanmalıdır. Darbe suçunun delilleri ortada olup, hiçbir delilin hukuka aykırı olarak elde edilmemesi gerekir. Mobese ve telefon kayıtları, isimler, eylemler, tanklar, silahlar apaçık meydandadır. Tweet atanı, Facebook’tan paylaşım yapan vatandaşını anında tespit eden devlet, şehirleri bombalayan, savaş uçaklarını şehirlerin üstünde uçuranları bulamaması mümkün değil.

Bir diğer önemli konu ise; darbe soruşturmasının masumiyet karinesi ihlal edilmeksizin, toptancı bir yaklaşım ve önceden hazırlanmış isim listeleri üzerinden değil somut delillerle yürütülmesi gerekliliğidir. Masumiyet karinesinin ihlal edilmesi yeni bir cadı avını başlatacaktır. Darbeyle hesaplaşma “gerekçesiyle” yüzlerce masum insanın tutuklanması, işinden çıkartılması hem telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacak, hem de darbe soruşturmasının da sulandırılması anlamına gelecektir.

Soruşturmanın muhaliflere değil darbeci çetenin bugüne kadar terfi etmesini sağlayan, istihbarat alarak engellemeyen, okullar açtıran, vakıflar kurduran ve ne istediniz de vermedik diyenlere doğru genişletilmesi gerekir.

Darbe girişiminden birkaç gün sonra 13.000 kişi gözaltına alınıp, yüz binlerce kişi açığa alınabiliyorsa bu, listelerin önceden hazırlanmış olduğunun açık göstergesidir. Yasadışı örgüt soruşturması yürütülmesi ve bu suçlama sebebiyle kişilerin gözaltına alınması için askeri darbe girişimine gerek yoktur. Kaldı ki asker kişiler dışında kalan hakim/savcılar ve diğer siviller hakkında Anayasal düzeni yıkmak ya da benzeri suçlardan değil yalnızca FETÖ örgüt üyeliği iddiasıyla soruşturma başlatılmış ve tutuklanmışlardır. Yargı içerisindeki cemaat örgütlenmesinin yıllardır herkesçe bilindiği ve ortada olmasına karşılık yüzlerce hakim/savcının yalnızca bir isim listesine dayanılarak tutuklanması hukuken açık hak ihlali içermektedir. Örgüt üyesi olduğu tespit edilen kişilerle ilgili somut deliller ortaya koyularak haklarında yargılama süreci başlatılmalı; ancak soyut iddialarla tutuklu bulunanların masumiyet karinesi daha fazla ihlal edilmeksizin mağduriyetlerine son verilmeli.

Yargı mekanizmasında görevli tüm hakim/savcıların 1/5’i (yaklaşık 3.000 kişi) örgüt üyeliği suçlamasıyla gözaltına ve açığa alınmışken, üyeleri arasında bazı cemaat mensubu kişiler bulunduğu gerekçesiyle yargı içerisinde yıllardır hem siyasi iktidarın baskılarına hem de cemaatin yargı içerisinde yürüttüğü faaliyetlere karşı mücadele eden YARSAV kapatılarak kapısı mühürlenmiş, başkanı Murat Arslan açığa alınmıştır. Yargıçlar Sendikası ile birlikte hakim/savcıların örgütlenme hakkını savunan, hukuk devleti ve adalet mücadelesi veren YARSAV’ın toptancı bir yaklaşımla kapatılması örgütlenme özgürlüğüne yönelik ciddi bir müdahaledir.

Darbe soruşturması sırasında yapılan işkence ve kötü muameleler, savunma hakkının kısıtlanması, somut delil bulunmaksızın ve cadı avına dönüşen tutuklamalarla cezaevlerindeki görüşme haklarının sınırlandırılması bir yandan ulusal ve uluslararası insan hakları normlarına aykırılık teşkil etmekte, diğer yandan ise darbe suçunu işleyenler açısından hak ihlalleri sebebiyle cezalandırmadan kurtulmanın hukuki zeminini yaratmaktadır.

Darbe şüphelilerine yönelik yapılan hukuka aykırı her fiil, hukuka aykırı elde edilen her delil soruşturmanın ve yargılamanın üzerine gölge düşürecek, yıllar sonra darbecilerin bu gölgelerden faydalanarak aklanması ihtimalini doğuracaktır.

Ne darbecilerin aklanmasına ne de insanlık dışı muamelelere izin vermeyeceğiz.

 

AV. ÖZGÜR URFA

Etiketler: