Açlık grevine son… Sevinç çığlıkları ve şaşkınlık bir arada

Zonguldak’tan kırk beş dakika mesafede, Baçlınlar Madencilik’e ait, 16 işçinin on gündür açlık grevi yaptığı maden ocağına yaklaşıyoruz. Ocak öyle bir yerde ki, hani yolu bilmeyen biri tarifle asla çıkaramaz. Ağaçların arasına saklanmış. Zaten bütün bölge böyle küçük maden ocaklarıyla dolu, birileri bölgeyi devletten kiralıyor, o kiralayan başka birine kiralıyor, o başka biri de bir başkasına kiralıyor.

Bölgede denetim sıfır, örneğin dört aylık maaşlarını alamayan işçilerin açlık grevi yaptığı ocağın ruhsatı yenilenmemiş. Ocak altı aydır kaçak çalışıyor. Ocakta hiçbir kural geçerli değil, ne ölçüm, ne iş güvenliği, yani saldım çayıra mevlam kayıra.

İşte 120 işçinin on gün önce başlattığı ve sağlık nedenleriyle 16 işçinin devam ettiği açlık grevi bu kuralların işlemediği madende sürüyordu.

Biz madene yaklaştığımızda sevinç çığlıkları ve ağlamalar duyulmaya başladı. Ne oluyor? Yaklaşınca anladık. Eylem bitirilmiş, işçiler tek tek çıkıyor. Çıkan işçiler çocuklarıyla, kadınlarıyla, anneleriyle doya doya kucaklaşmadan, hemen bir polis otobüsüne bindiriliyorlar.

Neden polis otosuna bindiriliyorlar? Yetkili hiçbir kimse konuşmuyor, işçiler de. Otobüs onları polis evine götürecekmiş, aileleriyle yemek yiyeceklermiş. Doğrusu ilk tepkim kızgınlık oluyor, yeraltında on gündür açlık grevi yapıyorsun ve seni hastaneye değil, polis evine, yemeğe götürüyorlar. Belli ki orada Emniyet Müdürü’nün misafiri olacaklar ve orada eylemin bittiği, işçilerin haklarını aldığı, herkesin mutlu, mesut olduğu söylenecek.

Acaba öyle mi?

Göçük yarattılar

Daka Madencilik AŞ ve bu şirkete ait Balçın Madencilik’te çalışan 120 maden işçisi bu yılbaşından beri ücret alamadıkları gerekçesiyle 4 Nisan’da iş bırakmıştı. Bu tarihten sonra şirkete kayyım atanması işçileri daha da çaresiz bıraktı ve işçiler direnişe başladı. Bazı işçiler sağlık sorunları nedeni ile grevi bitirse de kalanlar madenin girişine 20 metre kala göçük yaratarak kendilerini ocağa kapatmıştı.

Ne vaat edildi bilinmiyor Ve aileler endişeli!

Ne yazık ki kimse mutlu ve mesut değil, özellikle de orada ocağın yanı başından 10 gündür ayrılmayan, endişe ve korku içinde bekleyen aileler. Çünkü eylem bitirilmeden önce içeri giren yetkililerin ne konuştukları bilinmiyor. Çıkanlar soru soran kadınlara sus işareti yapıyorlar. Sanki eylem yapanlar bir suç işlemişler de ocağın başında bekleyen yakınlarından, gazetecilerden kaçırılıyorlar. Gerçekten de kaçırılıyorlar. Bu işe bozulanlardan biri de eylemin başından beri oğlunu yalnız bırakmamak için her gün saatlerce ocak önünde bekleyen Emine Hanım. Emine Hanım, gelini, kızı, kızının okul arkadaşları sevdiklerine sarılmışlar ama akıllarında hep şu soru var. Bu eylem neden bitti? Şimdi ne olacak? Maaşlar ödenecek mi? İş devam edecek mi?

Açıkça söylemek gerekirse fazla bir sevinç yok. Eylemin başından beri sıkı bir dayanışma gösteren madenci kadınları, “Bizi kandırdılar” diye yakınıyorlar. Kimsenin işlerin iyiye doğru değişeceğine dair hiçbir umudu yok. “Şimdi” diyorlar, dışarıdakiler sadaka gibi verilen 1750 lirayı almasalardı, bu eylem bitmezdi. Bu parayı verecekler ve işi sürüncemede tutacaklar. Ve bizim çocuklar işsiz kalacak. Zaten bu havzada madenden başka yapılacak iş yok!” Neden kimseler sevinmiyor, neden işçiler polis evine gidiyor, doğrusu ben de şaşkınım. En şanlı işçi direnişlerini görmüş bir kentin yanı başındaki bir maden ocağı neden böyle kimsesiz bırakılmış, neden kimseler yok?

Hemen bu sorumun yanıtı bölgenin eski madencilerinden geliyor, “Biz deneyimli madencilerin ocağa yaklaşmasına izin vermediler. Bizlerden, bunlar terörist, bunlar PKK yandaşı diye söz ettiler. Bu arada sağlık nedeniyle grevi bitirmek zorunda kalan işçileri gece yarıları evlerinden alıp bize karşı doldurdular. Böylece ocak yalnızlaştı.” Gerçekten öyle olmuş…

Bazı durumları artık açıkça söylemeliyiz. Gerçekten ülkedeki kapkara bulut, Zonguldak’ı da kuşatmış durumda. Kent eski direnişlerini unutmuş, hemen herkes borçlarını ödemek ve ne olursa olsun işini sürdürebilmek için savaşıyor. Bu durumda ne söylenebilir ki.

Şimdi ne olacak? Bilmiyorum, çevremdeki madencilere soruyorum, onlar da bilmiyor. Sadece devlet kendi kurallarını uygulayarak bir eylemi bitirdi. Bu bitirilen eylem, pek çok yeni eyleme yol açacak mı? Umutlu olanlar işlerin burada bitmediğini, yepyeni eylemlerin geleceğini söylüyorlar. Dilerim öyle olur. Burada Türk Tabipleri Birliği’nin son Soma katliamı raporunu hazırlayan işyeri hekimi Atınç Kayınova’nın sözlerine kulak vermek gerekiyor: “Çok yakında Zonguldak bölgesi, bu üretim baskısı devam ederse pek çok Soma olayına tanık olacaktır.”

Diğerleri belirsiz

Biliyorum, izlenimlerim pek iç açıcı olmadı. Ama böyle.

Son dakika: İşçilerin açlık grevini bırakmak için hangi koşulları kabul ettikleri, son anda belli oldu. Durum şu: Dışarıdaki işçiler içerde açlık grevi yapan işçi arkadaşları için son derece endişeliydiler. Direnişin ölümle sonuçlanacağını düşünüyorlardı. Bu durumda içerde eylem yapan arkadaşlarına öncelik tanıdılar. İçerdekilerin tüm alacaklarının ödenmesi koşuluyla eylemden vazgeçmeleri sağlandı. Öbürleri için ise durum belirsiz.

Etiketler: