Banka Dekontunun Borç Ödemede Delil Değeri !

Banka Dekontunun Borç Ödemede Delil Değeri !

Genel Kural; Dekont ve havale ile yapılan ödemeler bir borcun ifası içindir.
Alacak belgesi hükmünde değildir. Normal durumun aksini iddia eden kişi davasında ispat etmek zorundadır.
Havale borç ödeme vasıtasıdır. Dekontla para yolladım. Şahsın bana borcu var denemez. Normal olan dekontla borcu ödedim savunmasıdır. Öyle olunca dekontlar lehine delil teşkil edecek kişinin elinde dahi olsa alacak iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir.

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 24.02.2015

NUMARASI: 2014/894-2015/142

T.C.
YARGITAY
Onikinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2015/13830
Karar No : 2015/25321
Tarih : 21.10.2015
ÖZET:
BORCA İTİRAZ
BANKA HAVALESİ
BANKA DEKONTUNDA AÇIKLAMA BULUNMAMASI
BANKA DEKONTUNUN BORÇ ÖDEMEDE DELİL DEĞERİ
İÇTİHAT METNİ

DAVA :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi Bircan Şekerci Gencer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR :
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takip üzerine borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takip konusu borcun takipten önce ödendiğini ileri sürerek borcun tamamına itiraz ettiği, mahkemece davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.

İİK’nun 169/a-1. maddesi gereğince borcun bulunmadığı veya itfa yahut imhal edildiği resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlanmalıdır.

HGK’nun 14.3.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.6.2001 tarih 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK’nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.

Somut olayda, borçlunun ödeme belgesi olarak sunduğu banka havalesinde, ödemenin tarih ve bedeli belirtilerek takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde bir açıklama bulunmamaktadır. Alacaklı vekili bu ödemenin takip konusu olmayan ve vadesi önce gelen 25.01.2013 ve 25.02.2013 vade tarihli başka senetlere mahsuben yapıldığını, takibin dayanağını oluşturan 25.03.2013 vade tarihli senet borcuna ilişkin ödeme yapılmadığını savunmuştur. Alacaklının bu ödemenin takip konusu senede ilişkin olarak yapıldığı yönünde kabul beyanı da bulunmamaktadır. Bu durumda ödeme iddiasında bulunan borçlu bu iddiasını İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen bir belgeyle kanıtlayamamıştır.

O halde mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Kabule göre de; borca itirazın kabulü halinde İİK’nun 169/a-5. maddesi uyarınca takibin durmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ :
Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.10.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Haber ve Yargıtay Kararı PALMİYE MEVZUAT ve İÇTİHAT Programından Alınmıştır.

Etiketler: